Malatya Tarihi: Kayısı Diyarı Malatya

Malatya tarihi, doğal, tarihi ve kültürel bereketi ile yıllar boyunca tarih sayfalarında önemli bir yer edinmiştir. Ve bu Kayısı Diyarı Malatya, Doğu Anadolu Bölgesi‘nin Yukarı Fırat Havzası‘nda yer almaktadır. Güneydoğu Torosların yüksek batı kısmını oluşturan sıradağlar, ilin güneyinde geniş yer kaplar. Bu dağ sıralarının kuzeyinde Malatya Ovası varlığını sürdürür.

Bu büyük ovayı Tohma Suyu ikiye böler. Fırat, Tohma, Söğütlü, Sultansuyu, Beylerderesi, Derme Suyu, Kuru Çay, Sürgü ve Şiro Çayı Malatya’nın belli başlı akarsularıdır. Malatya sınırlarında plato ve ovalar geniş yer tutar. Başlıca ovalar Malatya, Doğanşehir, İzollu, Akçadağ, Yazıhan, Mandıra, Distrik, Erkenek, Mığdı, Sürgü ve Çaplı Ovalarıdır. Malatya’nın nüfusu 800.165, yüzölçümü 12.146 km2 ve Malatya nüfus yoğunluğu 66/km2‘dir.

Malatya Tarihi: İlk Çağ Dönemi

Malatya Tarihi

Coğrafi konum itibariyle tabii-önemli yol üzerinde olan Malatya, İlk Çağ döneminin Paleolitik çağına kadar inen bir tarihe sahiptir.

Malatya ve çevresinin M.Ö. 7000 yılında İskâna başlamıştır. Anadolu ile olduğu gibi, Kuzey Mezopotamya ve Suriye ile de Fırat Nehri yolu ile ticaret bu dönemde yapılmıştır. M.Ö. 3000 yılında Malatya yöresinde seramikler genellikle elle yapılmıştır. Ve bunlar hamuruna ince kum karıştırılmış siyah astarlıdır.

Eski tunç II. döneminde, M.Ö. 2500 yıllarında başlayan seramik örneklerine yörede kimi yerlerde rastlanılmaktadır. Eski tunç III. dönemine ait elle yapılan, ateşle pişirilen seramikler; Malatya bölgesinde çoğunlukla devetüyü renkli olup, üzerindeki süsler, geniş bantlar şeklinde desenlerle kaplıdır.

Malatya Tarihi: Hitit Dönemi

Malatya Tarih

Hititlerin Anadolu’da, M.Ö. 2000 yıllarının başında varlıklarını göstermişlerdir. M.Ö. 1750 yıllarında Kuşara Kralı Anitta, Anadolu’yu tek bir yönetim altında toplamış. Bu sayede de siyasi birliği sağlamıştır. I. Hattusilis, Kuzey Suriye yolunu emniyet altına almıştır. Yerine geçen oğlu I. Mursilis ise Anadolu birliğini Halep ve Babil seferlerinden sonra sağlamıştır. Malatya bu krallar döneminde, Kuzey Suriye ile Anadolu arasında önemli bir yol kavşağıdır ve bir Hitit şehridir. I. Mursilis‘in babası I. Hattuşiliş’in, Halep ve Bağdat’ı fethederek “Büyük Kral” unvanını almıştır ve bunlar Akad metinlerinde açıkça yazmaktadır.

Üç kıta arasındaki ticaret ve kültür alışverişlerinin yapıldığı yolların kavşak noktasında bulunmaktadır. Bu yüzden Malatya’nın tarihi ve kültürel önemini artırmıştır. Kültepe vesikalarında “Melitae”, Hitit vesikalarında “Maldia”, Asur vesikalarında “Meliddu , Melide, Melid, Milidia”, Urartu kaynaklarında “Melitea”, Roma ve Bizans kaynaklarında “Melitene”, Arap kaynaklarında “Malatiyye” olarak ifade edilen şehir Türkler tarafından “Malatya” olarak adlandırılmıştır. Hititçe’nin çözülmesinde büyük katkıları bulunan Çek bilgin Bedrich Hrozny, şehrin adının Hititçe’de “bal ve meyve bahçesi” anlamına geldiğini söylemiştir. Hitit hiyeroglif metinlerinde Malatya, dana başı veya boğa ayağı ile gösterilmektedir.

Malatya Tarihi: Medler Dönemi

Malatya Tarih

Asurbanipal’ın (M.Ö. 669-631) ölümünden sonra, Asur’un ihtişamlı devri uzun süre devam etmemiştir. Bu arada Med’ler, Keyaksar’ın (M.Ö. 625-585) idaresinde güçlü bir devlet kurmuşlardır. Bu dönemde Asur egemenliğinde bulunan Babil Prensliği de özgürlüğüne kavuşup güçlenmek istiyordu.

M.Ö. 590 yılında Malatya civarında Fırat nehrini geçen Med ordusu, Kızılırmak nehri yakınlarına kadar olan toprakları ele geçirdi. Med Kralı Keyaksar ile Lidya Kralı Alyattes’in orduları M.Ö. 585 yılının 28 Mayıs’ında Kızılırmak nehri kıyısında karşılaştılar. Savaş esnasında güneş tutulması meydana geldiği zaman her iki tarafta, Tanrılarının savaş yapmalarını istemediğini düşünmüşlerdir. Ve bunu uğursuzluk sayarak savaşa son verdiler. Kızılırmak, iki taraf arasında sınır olarak kabul edildi. Böylece Malatya bölgesi Medler’in hâkimiyetine geçmiş oldu.

Malatya Tarihi: Persler Dönemi

Malatya Tarih

Pers Kralı I. Dareios (Daryus, M.Ö. 522-485), ülkesinde düzenli bir yönetim kurmak amacıyla ülkeyi 127 vilayetten oluşan 23 büyük Satrab’lığa ayırdı. Malatya bölgesi merkezi Kayseri (Mazaka) olan Kapadokya Büyük Satrablığı’na bağlandı. Bölge ekonomisinin can damarı olan Mazaka-Malatya arasındaki yol, bu dönemde önem kazandı. Malatya, İran yaylasını Akdeniz’e bağlayan ulaşım yolu üzerinde sosyal ve ekonomik ilişkilerin düğümlendiği doğu ile batı arasında bir kent oldu. Malatya, M.Ö. 4. yüzyılda Makedonya Kralı İskender’in Anadolu’yu ele geçirmesinden sonra Perslerin idari sistemine dokunmadı.

Daha sonraki dönemlerde Kapadokya Krallığı bölgede hâkimiyeti ele geçirdi. Kapadokya Krallığı, bir süre sonra “Sofen Prensleri” diye anılan ve bugünkü Harput yöresinde bağımsızlığını ilan eden prenslere boyun eğdi. M.Ö 212 yılında, Malatya yöresinin yönetimini tamamen prenslere bırakmak zorunda kaldılar. Böylece bölgedeki yönetim, tekrar Selökidler’in eline geçmiştir. Malatya bölgesi uzun süre Pontus Krallığına bağlı olarak kalmıştır.

Roma Dönemi

Malatya Tarih

Malatya tarihi, Roma ordularının uğrak yeri haline gelmiştir. Kuzeyi güneye, doğuyu batıya bağlayan bir düğüm noktası üzerinde bulunuyordu. Fırat nehrinin doğu ile batıyı birbirinden ayırması, buranın önemini daha da artırmıştır.

Malatya Kültür Envanteri yüzey araştırmalarında özellikle Arapgir, Akçadağ, Arguvan, Darende, Doğanşehir, Hekimhan, Yazıhan, Yeşilyurt İlçelerinde çok sayıda kaya mezar odaları ve tümülüslerle karşılaşılmıştır. Theodosius Magnus (M.S. 379-382), 395’te imparatorluğu oğulları Arcadius ve Honorius arasında bölüştürmüş. İmparatorluğun doğusu Arcadius’a düşmüştür. Malatya, İmparatorluğun ikiye bölünmesinden sonra Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu içinde kalmış, bundan sonra da önemini sürdürmüştür.

Bizans Dönemi

Doğu Roma yönetiminde uzun yıllar kalan Malatya, yine bir askeri üs olarak kullanılmıştır. Şehir ve çevresinde Hristiyanlığın etkisiyle çok sayıda kilise ve manastır yaptırılmıştır. Ancak bu mabetler İslam-Bizans mücadelesi sırasında tahrip edilmiştir. Müslümanlar tarafından yaptırılan cami ve mescitler, Hıristiyanlarca aynı tarzda hareket edilerek yıktırılmıştır.

575 yılının sonbahar mevsiminde Sasanilerle Bizanslılar arasında büyük bir meydan savaşı olmuş, Sasani imparatoru I. Hüsrev yenilgiyi hazmedemeyerek intikam amacı ile şehri yakıp yıkmıştır. Emeviler devrinde de bu fetih tamamlamıştır. Anadolu’nun güney bölümü olan Adana, Ceyhan ile Fırat arasındaki toprakların kontrolüne geçmiştir.

İslam Dönemi

Malatya Tarih
SONY DSC

Emeviler döneminde Halife Ömer bin Abdülaziz (717-720) kaçmakta olan Darende halkını Malatya’ya yerleştirdi. Cavana bin El- Haras’ı buraya vali olarak atadı. 740-741 yılında Askivas komutasındaki Bizans Ordusu Malatya üzerine yürüdü. Kuşatma sırasında halk, kent kapılarını kapayarak Halife Hişam’dan (724-743) yârdim istedi.

İslam orduları Pelezaium adi verilen yerde ağır bir yenilgiye uğramışlardır. Bu savaştan üç sene sonra 740 tarihinde Abdullah El Battal, Eskişehir yakınlarında Akronion önünde yapılan savaşta şehit düşmüştür. 9. Yüzyılın ortalarına doğru Malatya’nın batı ve kuzey yörelerinde yerleşmiş bulunan Pavlikiyenler Bizanslılara karşı ayaklandıklarından Malatya Valisi bin Abdullah bin El Akta onları destekledi. 863 yılında Anadolu içlerine bir sefer düzenledi.

Selçuklu Dönemi

Malatya Tarihi

11. yüzyılda Türkler akın akın Anadolu’ya yöneldiler. Malazgirt zaferinden önce Malatya 1057 yılında Türklerin eline geçti ise de Bizanslılar kenti geri aldılar. L. İsaakios Comnenos (1057-1059) döneminde Türkler Malatya’yı ele geçirip halkını tutsak ettiler. Kenti tekrar ele geçiren Konstantinos Ducas (1059-1067), (1060-61) yıllarında Malatya’nın sur ve hendeklerini yeniden yaptırdı.

Bizanslılar 11. Yüzyılın başlarında Doğu Anadolu’yu istila ederek, buradaki Ermenileri Fırat yöresine sürdürmüşlerdi. Aynı yüzyılda başlayan Türk akınları yüzünden Ermeniler, güneybatıya doğru inip Malatya, Maraş ve Urfa bölgesinde toplandılar. Ermeniler kendilerine zorla Ortodoksluğu kabul ettirmeye çalışan Bizanslılara düşmandılar.

1071 yılında Bizans İmparatoru Romanos Diogenes (1068 – 1071), Türkleri Anadolu’dan atmak için büyük bir sefer düzenledi. Malazgirt’te savaş alanını topluca terk eden Ermeniler, Balkanlarda Bizans ordusuna dâhil edilen Uz ve Peçenek Türklerinin Alparslan saflarına geçmesiyle Bizanslıların büyük bir bozguna uğramalarına sebep oldular. Bu zaferle Bizanslıların son direnme güçlerini kıran Türkler, hızla Anadolu içlerine akmaya başladılar.

Beylikler Dönemi

Malatya Tarihi

1317 yılında, İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır döneminde, Emir Çoban büyük güç kazandı. Memlüklerden Malatya’nın kendisine verilmesini isteyen Beyazıd, isteği reddedilince 1399 yılında şehri kuşatarak Malatya’yı ele geçirdi.

Bu sırada Anadolu’da Timur istilası başlamıştı. Timur’a karşı bazı düşmanca tavırlarda bulunan Nasıreddin Mehmet, Memlüklere bağlılığını gösterdi. Ancak, 1401 yılında Timur’un Malatya’yı yakıp yıkması üzerine Timur’un egemenliğini kabul etti. 1402 Ankara savaşında Osmanlıların yenilmesi üzerine Anadolu’da beylikler yeniden canlanmaya başladı. Çaldıran savaşından sonra (1515) Yavuz Sultan Selim, Sadrazam Hadım Sinan Paşa’yı Dulkadir Beyliği üzerine gönderdi. Şahsuvar Oğlu Ali Bey’in 1521 yılında ölümünden sonra Dulkadiroğullarının toprakları Beylerbeyliği olarak Osmanlı topraklarına katıldı.

Osmanlı Dönemi

Malatya Tarihi

Malatya, 1515 yılından itibaren Osmanlı hâkimiyetinde huzur içinde yaşadı. 1577 yılında Suriye’de, Şam Diyade adlı Türkmen aşiretinden Şah İsmail olduğunu iddia eden bir kişi ayaklandı. Malatya yöresindeki Türkmenlerin de ona katılmasıyla sayıları 50.000’i aşan asiler, Kırşehir yöresine kadar ilerlediler. Osmanlı Devleti bu ayaklanmayı güçlükle bastırdı. 1582 yılından sonra İran’la yapılan savaşlar Anadolu’da karışıklıkları daha da artırdı.

Malatya ve Sivas yöresinde ayaklanan Kizir Oğlu Mustafa, adamlarıyla buraları haraca bağladı. Onun ölümünden sonra adamları, Malatya’dan Niğde’ye kadar yayılarak ayaklanmalarını sürdürdüler. 1582 yılında İran’la yapılan anlaşma sonrasında Anadolu askerlerinin büyük bir bölümü yurtlarına döndü. Osmanlı Devleti bundan sonra Celalileri (asileri) cezalandırma yoluna gitti. Malatya yöresindeki asilerin bir kısmı yakalanarak cezalandırıldı, geri kalanlar ise ayaklanmalarını sürdürdüler.

Ali Galip Olayı

Malatya Tarihi

Mustafa Kemal’in 1919 yılında Anadolu’ya geçmesiyle başlayan, Erzurum Kongresi sonrasında daha da yoğunluk kazanan direniş hareketleri, İstanbul Hükümeti’ni kaygılandırıyordu. Damat Ferit Paşa hükümeti tedbir olsun diye Mustafa Kemal’i görevden almış, netice alamayınca da tutuklanarak İstanbul’a getirilmesini kararlaştırmıştı. Mustafa Kemal’i tutuklama görevi Mamuret ül-Aziz (Elazığ) valiliğine atanan Ali Galip’e verildi. Ali Galip ilk zamanlarda, bu görevi yerine getirmedi.

Bu yazımda sizlere Gaziantep tarihi hakkında bilgi vermeye çalıştım. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Daha fazla tarihi içeriğe ulaşmak için buraya tıklayarak sitemizin tarih kategorisine ulaşabilirsiniz. Ve Malatya ile ilgili gezilecek yerler ile ilgili yazılara ulaşmak için diğer yazılarımı okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir